top of page

“Kaygı” ve “Kaygı Yönetimi”

  • Yazarın fotoğrafı: Klinik Psikolog Beyza Ataeli
    Klinik Psikolog Beyza Ataeli
  • 17 Oca 2021
  • 1 dakikada okunur

Kaygı, işlevsel bir duygudur. İnsanı harekete geçirir. Kendisini koruması ve hayatta kalması için motive eder. Ancak kaygı olması gereken düzeyinden daha fazla ise kişi, panik halde olabilir. Bu durumda kaygı işlevselliğini yitirebilir. Bu yitimin beraberinde işlevsel kaygı, yerini gerçekçiliği olmayan düşüncelere ve bu düşüncelere eşlik eden olumsuz duygulara bırakarak kişinin olumsuz davranışlar sergilemesine yol açabilir.

Şuan içinde bulunduğumuz pandemi sürecinde durum tabii ki bir tehdit ve tehlike oluşturuyor. Bu konuda güvenli kaynaklardan doğru bilgilere ulaşmak, önlem almak, gerekenleri yaparak riski azaltmak önemlidir. Fakat tüm bu işlevsel davranışlara rağmen zihniniz sürekli olumsuz düşüncelerle meşgul oluyor ve kendinizi felaket senaryoları içinde buluyor olabilirsiniz. Bir olay ya da duruma dair düşüncelerimiz, duygularımızı şekillendirir ve bu duygular ise ortaya çıkaracağımız davranışı etkiler. Şu unutulmamalıdır ki insanlar, neye odaklanırsa onu bedeninde duyumsamaya başlar. Bu durumda yapılacaklar;

- Zihninizden geçen felaket senaryolarınızı farketmelisiniz. Farkedin ki, aklınızdan geçenlerin hepsi gelecek ile ilgilidir ve hepsi sadece bir düşüncedir. Bu düşüncenin şuanda gerçek olmadığına kendinize söyleyin ve şu ana dönmeye çalışın.

- “Ana odaklanma” ile gelecek senaryolarından uzaklaşırsınız. Bunu yapmak için bedensel duyumlarınıza kulak verin. Örneğin; oturduğunuz yeri hissedin, ortamın ısısını hissedin, dış dünyanın sesine odaklanın.

 
 
 

Yorumlar


Yazı: Blog2 Post
bottom of page